YETİNEBİLİRLİK

KIYMETLİ DOSTLAR;

Bulunduğumuz çağda insanoğlu “YETİNEBİLİRLİK” kavramının anlamını yitirdi. Doğanın sunduğundan daha fazlasını üretmek ve herşeye rağmen kazanmak; bunun anlamı çevresine ve kendine zarar vermek de olsa daha fazlasını kazanmak istedi.

Başlangıçta doğa insanı tolere etti, yapılanları bağışladı ancak insanoğlu sınırını aşınca yapılanları insanoğluna geri sunmaya başladı. Ürünler tadını, özünü, besleme özelliğini yitirerek zehirlemeye insanoğlunda daha önce tanısı yapılmayan hastalıklara sebep olmaya başladı.

Yaptığı işlemlerin doğadaki diğer canlılara ve bizzat ekolojiye verdiği zarara karşı duyarsız kalan insanoğlunu doğa ancak bu şekilde uyarabilmişti. Silkelenen ve yaptığı hatanın kendine kadar gelen zarar zincirini algılayan insanoğlu bu gidişatın ancak “yetinebilirlik” anlayışı ile iyi niyetli, doğaya dost uygulamalar yaparak durdurabileceğini yetmişli yıllardan sonra anlayabildi.

Özümüzde varolan “yetinebilirlik”, doğaya saygı ve geleni “tevazu ile kabullenme” düşüncesiyle çıktığımız yol bizi “Karaoklar Ekolojik Yaşam Çiftliği”ne taşıdı. Burada yaşamaya, üretmeye ve ürettiklerimizi dostlarımız ile paylaşmaya karar verdik.

Karaoklar ekolojik hayat çiftliği gönüllüleri olarak hayat amacımız; ecdadımızdan gelen üretim kültürümüzü canlandırmaktır. İlkelerimiz ise;

- Üretim sürecinde toprak altı ve toprak üstü florası ile insan sağlığına zarar vermeyen girdiler kullanmak

- Parayı-Markayı-İmajı ve Karlılığı değil; Doğayı-Sağlığı-Saygıyı ve İnsanlığı tercih etmek

- Çiftlik alanının yer aldığı toprakların, gelecek nesillerden bize emanet olduğu bilinciyle hareket etmek

- Yerel bilgi ile teknik bilgiyi harman yapmak

- Çevre köylerden başlayarak ülke üreticileri ve çocuklara sağlıklı üretim eğitimleri vermek, unutulan paylaşımcı yaklaşım kültürümüzü tekrar canlandırmak

- GDO’lu tohum değil; ata mirası organik tohum kullanmak ve bu tohumları üretip paylaşarak yok olmasına engel olmak

- Siyeset ve dedikodudan uzak durmak

- Doğayı ve yerel kültürümüzü korumayı ve sağlıklı nesiller yetiştirmeyi amaç edinen STK’ları ile işbirliği içinde çalışmaktır.

Bu ilkeler ile çıktığımız yolda, iyi niyet mektubumuzu kabul eden doğa bize emeğimizin karşılığı olan “organik tarım yaşam felsefesi” ile ürettiğimiz ürünlerin karşılığını verdi. Bizi size getiren “bize sunulanı siz dostlarımız ile de paylaşmak” isteğimizdir.

İyi niyet, doğaya dost uygulamalar ile ürettiğimiz taze ve geleneksel yöntemler ile işlenmiş ürünlerimizin tüm dostlarımıza sağlık kaynağı olması dileklerimizle “afiyet olsun”.

                                                                                                                                 Orhan AZTEKİN

DETAYLAR

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM ...

Yaşam ...

SÜRDÜRÜLEBİLİR  YAŞAM…

Günümüz de insan davranışlarındaki yeni eğilimin, kimyasal girdi kullanmadan kaliteli, sağlıklı, fit ve uzun yaşam olduğu ve bunun artık toplumun büyük kesimi tarafından da kabul görmeye başladığını görüyoruz. Giderekte yaygınlaşan bu görüş beraberinde organik ve doğal beslenmeyi yani ‘’Organik Tarımı’’ gündelik hayatın ilk sıralarına taşımıştır.

Organik tarımın ortaya çıkışı konusunda her ne kadar farklı görüş ve beklentiler olsa da asıl olan kıt olan doğal kaynakların hızla tükeniyor olmasıdır. Bu anlamda çok eskilerden beri bilinen fakat gündeme pek gelmeyen gerçeklerle yüzleşerek, organik tarım ve toplumsal duyarlılık konusunda kamuoyu acilen bilinçlendirilmesi gerçeğidir. 

Hayatımız boyunca her dersin başında duyabileceğiniz bir söylem ‘’Bireylerin sınırsız ihtiyaçlarını karşılamak için kıt olan kaynakları kullanarak fayda sağlamak’’ ifadesi siyasette, iktisatta her türlü sosyal bilimde sıkça karşımıza çıkmaktadır.  Bu ifade de gerek ihtiyaçlar ve gerekse de kıt kaynaklar hiç değişmemiş olsada, kıt kaynaklar aslında yerini çoktan biyolojik ve kimyasallarla kirletilen anti-doğal ürünlere bırakmıştı. Aslında dünyadaki bütün kaynaklar elbette sınırlıdır ve elbette bilinçsiz, hoyratça tüketildiğinde yok olup gidecektir. İnsanın yaradılışında olan tüketme duygusu, yıllardır ülkemizde ve dünyadaki gelişmelere bakarsak hiç değişmemiş buna karşılık doğal kaynaklar nerdeyse tükenme noktasına gelmiştir.

Benim Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliğinin kuruluş ve üretim felsefesinden anladığım yukarda bahsettiğim gerçeklerden yola çıkarak doğal ürünlerden maksimum fayda minimum kar elde ederek sağlıklı gıda, sağlıklı çevre ve çevre dostu bir çiftlik olma gayretidir. Çünkü inanıyorum ki organik demek daha pahalı gıda değil tam tersine ucuz faydalı ve doğal ürünler olması demektir. Yoksa bu durum elitist insanların yaptığı bir aktivite olmanın ötesine geçemez.  Seçenekler içinde daha fazla sahip olmanın faydası ile daha az sahip olmanın maliyeti arasındaki dengeyi kurarsak doğal ve organik ürünleri tüketmeyi ve faydalarını keşfedetmeyi de öğrenebiliriz.

Yıllar önce doğadan her istendiğinde bulunabilen ve çaba sarf etmeden elde edilebilen ürünler bugün organik olma koşulu ile büyük maliyetlerle elde edilmektedir. Umut ederim ki tıpkı eski günlerde ki gibi tertemiz havayı istediğimizde bilinçsizce solur ve bunun için ek bir çaba/bedel ödemeyiz yada yol kenarındaki bir pınardan kana kana su içebiliriz, sonrada dalından kopardığımız meyvenin tozunu üzerimize silip afiyetle yeriz. Sürdürelebilir bir doğal yaşama ve çevreye kavuşmak umudumuz olsun...

                                                                                                                           İlhan AZTEKİN

                                                                                                                           ilhan@karaoklar.com

DETAYLAR

ÇİFTLİĞİMİZDEN HABERLER

Çifliğimizle ilgili duyuruları; çiftiğimiz resmi web sitesi olan www.karaoklar.com adresinden takip edebilirsiniz. Lütfen hizmetlerimiz ile ilgili görüş ve önerilerinizi bizlere bildiriniz

Tüm Haberleri gör..

07.07.2017

Uğur Böceklerimizden Eğitmen Mustafa Eroğlu, Çiftliğimiz Müzeyyen Ergüneş Açık Hava Dershanesinde, Mahmutlar Köyünden 25 öğrenci kardeşimize , "İletişim Farkındalığı" konusunda Yaratıcı Drama atölyesi uyguluyor...

 

 

07.07.2017

Dr.Ejder SÖZEN hocamızının kaleminden;

Bir avuç gönlü güzel insan ve Ahmet Şerif İzgören ile birlikte Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliğinde "Hayat Okulu ve Okçuluk Kampı" etkinliğimizi tamamlamış olmanın mutluluğunu ve huzurunu yaşıyorum. Etkinlik kapsamında Muğla Yatağan Bencik Köyünden 8 okçum Manisa Demirci Mahmutlar ve Örücüler Köylerinden 16 kardeşlerine dört gün boyunca temel okçuluk eğitimi verdiler. Bununla beraber tüm ekip İzgören Akademi eğitmenlerinden ve İzgören Akademi Eğitmen Akademisi mezunlarından felsefeden, takım olmaya, liderlikten iletişime pek çok konuda eğitimler aldılar, bilgiyi paylaştılar. Adım gibi eminim kısa zamanda Demirci'nin köylerinden de milli sporcular yetişecek. Bu vesile ile emeği geçen tüm dostlara yürekten teşekkürler. 

07.07.2017

Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliğinde Hayat Okulu bu yıl Okçuluk temalı. Çok değerli misafirlerimiz Demirci'nin köylerinden gelen çocuklarımıza okçuluk öğretirken birbirinden değerli hocalarımız da felsefe, liderlik, ekip olmak , dürüstlük, iş kalitesi, girişimcilik, yurt sevgisi ve hoşgörü, yaratıcı drama konularında eğitimler verecekler. Sevgili @orhanaztekin 'den toprağı işlemesini ve gerçek bir girişimcilik hikayesi dinleyecekler. Ve tabiki eğitim kadar eğlenmekte çocuklarımızın hakkı diyor eğlenceye de bol bol zaman ayırıyoruz. İlk günün ardından belki biraz yorgun ama çok mutlu bir şekilde gün batımının keyfini çıkarıyoruz. Emeği geçen herkese minnettarız. @ahmetserifizgoren @sevalsuna @zafererbaslar @ugurbocekleridernegi @gokhanokcu1@tulayustundag61

21.06.2017

Fırınlarda fareler cirit atıyor.

Pastaneler hamamböceği dolu.

Tuvalette dondurma yapıyorlar.

Baklavaya antep fıstığı yerine ezilmiş bezelye koyuyorlar.

Kırmızı biberde kiremit tozu var.

Zeytini koyu siyah olsun diye ayakkabı boyasıyla yıkıyorlar.

Bayat tavuk beyaz görünsün diye klora batırılıyor.

Küflenmiş peyniri jel ile harmanlayıp, taze kaşar diye kakalıyorlar.

Lahmacunda yağ külü var.

Kemik öğütüp salam yapıyorlar.

Sosis horoz ibiğinden.

Dönerde bağırsak var.

Tavuk dönerinde deri var.

Kendisi zaten mikrop yuvası olan birbirinden cahil işçiler, kontrolsüz yemek fabrikalarının mutfağında yatıyor, kazanlar leş.
Geçenlerde Türkiye Ziraatçılar Derneği ifşa etti, yoğurda domuz kemiğinden yapılan jelatin katılıyor, yüzde yüz dana eti diye satılan sucuklarda at ve eşek eti bulundu, sucuk-salam imalatında kullanılan sarımsak kireç suyunda soyuluyor, tereyağına patates karıştırılıyor, tulum peynirine nişasta koyuyorlar, sakatatı boyayıp hazır kıymaya katıyorlar, çikolatalarda şekerlemelerde hayvan yemi var, kuru üzüm daha dayanıklı olsun diye kurutulmadan mazota bulanıyor, zeytin çabuk kararsın diye zeytin havuzlarına paslı demir atılıyor, kaçak sigaralarda tütüne talaş ilave ediliyor.

Kakaolu fındık kremasında kakao yerine keçiboynuzu var.

Beyaz peynire parlaklık versin diye kireç katılıyor.

Peynir dedim aklıma geldi, elalemin ülkesinde köpek mamasını bile ambalajda satıyorlar, bizim kahvaltıda çocuğumuza yedirdiğimiz peyniri pazar tezgahında parmaklamayan kalmıyor.

Kepekli-çavdar denilen ekmeklere kakaoyla renk veriliyor.

Çiğ süte, daha fazla peynir elde etmek için şeker gübresi konuluyor, sütün ekşimesini önlemek için hidrojen peroksit ve formaldehit koyuyorlar, ekşimiş sütün ekşiliğini almak için soda, kostik ve trisodyum sitrat koyuyolar, sütün öz yağı alınıyor, yağlı süt izlenimi versin diye margarin katılıyor.

Zeytinyağına kanola karıştırılıyor, eskiden ucuz diye ayçiçeği yağı karıştırılıyordu, şimdi daha ucuz diye kanola karıştırılıyor, yarın öbür gün kullanılmış motor yağı karıştılırsa şaşma… Anca sabun üretiminde kullanılan yüksek asitli yağlar, ısıl işlemden geçirilip natürel sızma zeytinyağı diye satılıyor.

Arı görmemiş bal var!

Ticari glikozun içine biraz polen, biraz renklendirici ve esans ilave ediliyor, bal imal ediliyor. Petekli ballarda saf balmumumdan yapılmış petek kullanılması gerekirken, çok daha ucuz olan petrol ürünü mumdan petek kullanılıyor.
Bitkisel baharatların içine kurutulmuş ot karıştırılıyor.

 

Tahini soyayla yapıyorlar.

Kaçak çayı domuz kanıyla renklendiriyorlar.

Tarım Bakanlığı denetim sonuçlarını açıkladı… İstanbul’da bir börek salonunda, kol böreğinde at eti çıktı. Bursa’da pidecide, eşek eti çıktı. Denizli’de pidecide, bağırsak çıktı. Ankara’da köftecide, dana köfte harcında tavuk ayağı çıktı. Kahramanmaraş’ta antep fıstığı ezmesinde boya çıktı. Afyon’da sucukçuda tükrük bezi çıktı. Niğde’de bitkisel doğal üründe ilaç çıktı! Mersin’de bitkisel doğal üründe ilaç çıktı! Hatay’da zeytinyağcıda tohum yağı çıktı.

İstanbul’da bir pastane basıldı, çöpten topladıkları bayat ekmekleri kurutup un haline getirdikleri, pasta ve kurabiye yaptıkları, hatta başka pastanelere ucuz yollu sattıkları ortaya çıktı.

Aydın’da mübarek ramazan ayında sokak iftarlarının en büyük tedarikçisi olan yemek fabrikasında, domuz eti çıktı.

*

Hal böyleyken…

Askerler yemekten zehirlendi, Türkiye ayağa kalktı, sabotaj mı var, komplo mu, televizyonlarda endişeli tavırlarla tartışılıyor, acaba dış güçler mi yapıyor, nasıl olur da askerler zehirlenir filan.

*

Kardeşim!

Danimarka’da mı yaşıyorsunuz?

Finlandiya mıdır burası?

*

Gıda sektöründe “merdivenaltı” tabir edilen, denetlenemeyen firma sayısı 350 binden fazla bu ülkede, 350 binden fazla… Sahteci gıdada her yıl 12 milyar dolar dönüyor.

*

Normalde kanalizasyon inşaatı yapması bile sakıncalı tipler, yemek fabrikası kuruyor, iktidardan adamını bulup kamu ihalesi kapıyor. 12 milyar dolardan pay almak için babasını doğrayıp kıymaya katacak tipler “catering” işi yapıyor!

*

Kanser oluyoruz, kalp hastası oluyoruz, tansiyon, şeker hastası oluyoruz, hamilelerde düşüğe yolaçıyor. İddia ediyorum, gıda terörünün bu topraklarda öldürdüğü insan sayısı Pkk’dan fazladır.

*

Dolayısıyla… Bu hijyenik (!) bilincimizle, askerlerin zehirlenmesi değil, zehirlenmemesi haberdir!

YILMAZ ÖZDİL

http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/askerlerimizi-kim-zehirliyor-1901893/

 

 

11.06.2017

Uludağ Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mustafa Tayar hocamızı "Ne yediğinizin farkında mısınız" başlıklı semineri ile ağırladık. Çalışanlarımız, Manisa Büyükşehir Belediyesi Demirci Koordinatörlüğü personeli ve bölge halkının katılımı ile gerçekleşen seminerimiz son derece faydalı ve eğlenceli idi. Birlikte işbirliği protokolü hazırlığında olduğumuz hocamıza ve beraberindeki heyete teşekkür ediyor ağzınıza emeğinize sağlık diyoruz. Karaoklar'da eğitimlere ara vermeden devam edeceğiz. Bir sonraki etkinliğimizde görüşmek dileğimizle. 

11.06.2017

İzgören Akademi Yönetim Kurulu üyesi ve yazar Gökhan OKÇU ile 02 Haziran 2017'de mesai arkadaşlarımız ve Manisa B.Şehir Belediyesi Demirci koordinatörlüğü personelinin katılımı ile "Neden" başlıklı seminerimizi gerçekleştirdik. Can dostumuz Gökhan OKÇU'nun ağzına emeğine sağlık @gokhanokcu1 

HAYAT AMACIMIZ

Daha eğitimli, daha çok okuyan ve üreten bir ülke için çalışıyoruz.

devamı..

HAKKIMIZDA

Aslında her şey 90'lı yıllarda köylere adım atan takım elbiseli, eğitimli satışçıların "bakın bu sizin yetiştirdiğiniz meyve, bu da bizim ilaçlarımızı kullanırsanız elde edeceğiniz meyve" diyerek, devasa hormonlu ürünlerini çiftçilere göstermeleriyle başladı. Bir süre sonra yabancı firmalara bağımlı hale gelen köylü kimyasalsız ve genetiği bozulmuş tohumlar olmadan üretemez duruma düştü. Kanser vakaları inanılmaz arttı. Biz önce, çocuklarımız ekolojik ve temiz gıda yesinler diye KARAOKLAR Çiftliğini kurduk; sonra çevremiz gerçek yumurta, meyve, salçanın lezzetini görüp talep edince çiftliği adım adım büyüttük.

Eğer bir gıdanın üzerinde KARAOKLAR Çiftliği markasını görürseniz, kocaman ve gönülden inanarak sadece çeşmede yıkayın ve çocuğunuza yedirin. O gıdaya kimyasal, şu bu değmediğine söz veririz. Çünkü Logo'da babalarımızın isimleri var.

Ahmet Şerif İZGÖREN”

 

devamı..

FOTO GALERİ